23 Mart 2015 Pazartesi

| BİRCAN'IN RENKLİ DÜNYASI | sahibesi BİRCAN Röportajı





Herkese yeni bir haftadan yeni bir röportajdan merhaba.
Umarım hepiniz keyiflisinizdir.

Sizin için Bircan'ın Renkli Dünyası blogunun sempatik ve güzel sahibesi Bircan ile güzel bir sohbet gerçekleştirdik. 

O gerçekten sempatik biri ve sabırlı. :)
Bu sabrından dolayı Bircan'a ayrıca teşekkür ederim.

Keyifli okumalar.


************



Bircan’ı biraz tanıyabilir miyiz?

 İzmirli, deli dolu, hayata hep pozitif bakmaya çalışan, (%75 başarılı olan), ev hanımı, maymun iştahlı, her şeyi yapmak isteyen, sürekli diyet yapan, biraz kompleksli ama genelde kendiyle barışık, kahve seven,  kitap seven bir başak burcu. 
 


 Blog yazmaya nasıl ve ne zaman başladın?

Blog yazmaya dört yıl önce çeyiz hazırlığım sırasında başladım. Nasıl sorusu çok karışık. Hep yazdıklarımı paylaşmak isteyen ben, bunu blog aracılığı ile yapmış oldum.



Blog yazmak sana neler kattı?

Blog yazmak araştırmacı, gözlemleyici, keşfedici, paylaşımcı bir ruh ve bir sürü hayat ve dostluk kattı.


En çok hangi konularda yazmayı  seviyorsun?

Ayyy  zor oldu. :) Her şeyi ama her konuda yazmayı seviyorum ben.



 Post yazacağın zaman nelerden ilham alırsın? Mesela özel yazmak istediğin bir yer mekan var mı?

 Bende bazen klasikleşmiş postlar vardır. Seri seklini almış  ama bazen yolda giderken bile ben bunu yazarım deyip hemen telefonumu çıkartıp resimliyorum. Yazmak istediğim özel bir yer yok yada hiç düşünmedim .





 İlk yazını nerede ve nasıl yazdın?

İlk yazım merhaba yazısıydı. Röportaja da başladığım gibi, merhaba demeyi seviyorum.  Güzel  elektrik  geçirmek istiyorum okuyuculara, insanlara.

“merhaba ben geldim. Artık yazılarımla buradayım.”  gibi bir yazıydı ve evimdeydim.



Blog yazmadan önce nasıl bir Bircan vardı şimdi nasıl bir Bircan var biraz bahseder misin?

Ben çok genç bloggerlardanım.  Zaten başladığımda 21 yaşında falandım. Okumayı  çok, yazmayı  daha da çok sevdim. Kendime özel bir dünya kurmuştum.  Kendi dergim,  gazetem,  kitabım, günlüğüm (adını sen koy ) vardı ve bunu okuyan okuyucular . Daha anlamlıydı hayat benim için, daha keyifli… Okuyucularım arttıkça da daha mutlu oluyorum tabi.



Dugun.com'da yazıyorsun. Nasıl gidiyor?

Dugun.com da yazdım, çok keyifli bir deneyimdi. Yazılarım başka bir platforma taşımak şahaneydi diyebilirim ama şuan yazmıyorum .


Dugun.com'da yazma sürecin nasıl gelişti?

Maille bana ulaştılar bende seve seve kabul ettim.Yazılarımı maille ulaştırdım ve yayınlandı (süreç bu şekilde işledi)


Blogunda  gelecekte izleyicilerini neler bekliyor. Ufukta  belirlenmiş planlar, projeler var mı?

Aslında planlı yazmıyorum. Spontane gelişiyor yazılarım ve aslında sevilen tarafında bu olduğunu hissediyorum. Rabbim ömür verirse ne yaşarsam bloguma da onu yazacağım. :)  Ama youtube videoları çekmek istiyorum, cesaret edemiyorum. Belki onu çekerim.  :)



Alışveriş desem delirir misin? :)

Hem de nasıl. :)  Hangi kadın delirmez ki?  Çok severim çok .




Kitap konusunda neler düşünüyorsun. Ne tarz okuyorsun?

Kitap okuma alışkanlığım ilkokul sıralarına dayanıyor  ve hala devam ediyor. Korku kitapları, gerilim kitapları okumadım hiç ama diğer kitap türlerini okurum hem de seve seve .



Seni en çok ne mutlu eder?

Birileri tarafından sevilmek ve değer bulmak.  Tuhaf bir cevap oldu biliyorum ama birazcık sevgi arsızıyım. Annem, ablam, kardeşim, eşim ve arkadaşlarımı çok sever ve değer veririm.



Hobilerin neler peki?

Temizlik yapmak :) Başak burcu olarak temizlik yapmayı seviyorum.  Başka blogları okumayı seviyorum. Kitap okumayı seviyorum. Bazen makyaja merak sararım, bazen kanaviçeye, bazen yemek yapmak mutlu eder, bazen elimde bir şey dikmek.  Günlük tutuyorum mesela, dekupaj yaparım bazen. :) 
İşte maymun iştahlıyım dedim ya. :) 
 

Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?

Öncelikle değer verip bana bu soruları hazırladığınız için sonsuz teşekkürler ve okuyan herkese sevgiler dilerim her şey gönlünüzce olsun inşallah. :)







***HADİ SENİ BİRAZ DAHA YAKINDAN TANIYALIM***

En sevdiğin renk?
En sevdiğim renk yeşil ve tonları. 

En sevdiğin gün?
En sevdiğim gün cuma diyesim geldi ama neden bilmiyorum. :)

Şu sıralar modunu en çok yansıtan şarkı?
Modumdan mıdır nedendir bilemem ama şu aralar Gülşen-Emrin olur / Kayahan’ın şarkısı, dilimde kulağımda. 

En rahat olduğun yer?
Herkes gibi midir bilemem ama evimiz.

Yaz mı, kış mı?
Eylül doğumlu biri olarak sonbahar kesinlikle. 

Düzenli olarak takip ettiğin blog var mı?
Tabi ki var. Nimo stylo, balköpüğü blog, smilenaworl, darkolivee, benonun bloğu, makyaj günlüğü, sebi bebi, yolun neresindeyim, aklıma gelmeyen bir sürü blog. 
 
Olmazsa olmazın?
Kahvem, kitaplarım, telefonum, salata, bilgisayar.         

Kullanmaktan ve almaktan asla vazgeçmem dediğin bir eşya/nesne?
Koleksiyon bebeğim olan momoji’nin bibi bottununu asla yanımdan ayırmam. Hep çantamdadır. 
Yazın ise güneş gözlüğüm.



***************************

Mutlu günler. :)




7 Şubat 2015 Cumartesi

|| BLOGGER || LAÇİN TENEL RÖPORTAJI




Bir blogger/vlogger röportajı ile yine karşınızdayım. Fark ettim de röportajlara ne kadar da çok ara vermişim. İş ve okulu aynı anda götürmeye çalışınca sanırım üçüncü uğraş biraz zor oluyor. Ama ben yine de seviyorum blog yazmayı,röportajlar yayınlamayı. Umarım siz de severek okuyorsunuzdur. Gelen yorumlarınızı çok severek okuyorum,herkese de cevap vermeye çalışıyorum. Zaten yeni yeni duyulmaya ve takip edilmeye başlanmış bir blog olarak bu çoğalan ilgiden de oldukça memnunum ! Allah bozmasın inşallah . :)

Önerilerinizi de hiç kulak ardı etmiyorum. Hatta bir çoğu o kadar iyi fikir olarak geliyor ki kulağıma, instagram hesabımda yeni yeni başladığım röportaj dışı güncel bakım-giyim-kombin vs vs minik yazılarımı yavaş yavaş bloguma da taşımayı düşünüyorum. 

Fikirlerinizi eksik etmeyin efendim!  Hepsi benim için birer altın değerinde. 

Şimdi gelelim post konumuza.

Yazının başında da demiştim bir blogger/vlogger olan Laçin Tenel  ile röportaj gerçekleştirdik.
Röportaj yaptığım diğer insanlar gibi oda sıcaklığını ve samimiliğini benden esirgemedi sağolsun. :)

Laçin Tenel'i aranızda tanımayan yoktur herhalde. Örgü/DIY/Dikiş ve daha niceleri hakkında yazan bir blogger kendisi. Artık biliyorsunuz her yazımda bahsediyorum yoğunluktan buralara fazla gelemediğimi. Ama gelebildiğim zamanlar da mutlaka sitesine uğrayıp "acaba neler yapmış" diye bakındığım özel insanlardan Laçin. Şimdi ben istedim ki biraz daha bilgi sahibi olalım O'nun hakkında. 

Hazır mısınız? :)

E, hadi o zaman alın sıcak kahvenizi/çayınızı gelin hep beraber okuyalım röportajı. 




 Laçin Tenel'i biraz tanıyalım mı?

Boş oturamayan, üretmeden gün geçiremeyen biriyim.


 Blogger olmaya nasıl karar verdiniz? 


2007 yılında o dönem okuduğum bloglardan da esinlenerek kendi yaptıklarımı anlatabileceğim, sergileyebileceğim bir alan olması amacıyla yazmaya başlamıştım. Diy projelerine yavaş yavaş "ne giydim" postları da eklendi ve sekiz senede şimdiki halini aldı.


 Bir mimarsın. Çizim aşkı oradan mı doğdu yoksa mimarlık mı çizim aşkından doğmuştu?


 Sanırım mimarlık çizim aşkından doğmuştu. Benim için önemli olan tasarım yapabilmek. Bu bir bina olur, bir manto olur, bir takı olur veya bir yemek olur. Hepsi benim için üzerinde düşünülüp tasarlanması gereken şeyler. Aldığım mimarlık eğitimi biraz da hayata bu şekilde bakmamı sağladı diyebilirim.


Diktiklerin kadar giydiklerin de beğeniliyor. Model olarak da oldukça başarılısın. :) Belirli bir tarzın yada asla vazgeçmem dediğin markan/markaların var mı? 


Belirli bir tarzım var ama adlandırması güç. Asla giymem dediğim şeyler var, aynı şekilde başkasında çok beğenip kendim kullanamadığım parçalar da. 
Çok kesin markalarım yok ama tabii ki Zara, H&M, Mango, Koton gibi markaları beğeniyorum. Yalnız dikiş bildiğim ve kumaş fiyatlarından da haberdar olduğum için çoğu zaman piyasadaki ürünlerin kalitesine göre fiyatını yüksek buluyorum. O yüzden kolay alışveriş yapamıyorum, çok beğenmem lazım almak için.




Fotoğraf çekimlerinde kombinlerin kadar merak konusu. Bir çekenin var mı yoksa "kendi işimi kendim görürüm" diyenlerden misin?


Hafta sonları eşimi yakalayınca onunla çekim yapıyoruz ama onun dışındakiler kendi kendime çektiklerim genelde. Yaşasın zamanlayıcı ve kumanda :)


Mimarlığı özlüyor musun? 


Mimarlığı seviyorum ama çalışma şartları maalesef çok yıpratıcı. Biraz kafama uyan bir iş bulursam yine mimarlık yapmak istiyorum.


Anne olunca önceliklerinde mutlaka değişmiştir ama "kesinlikle değişmedi" diyebileceğin bir şey var mı? 


Öncelikler tabii ki değişiyor ama çocuğu kendi yaşamına uydurunca hayat çok da fazla değişmiyor. Yine istediğim yere kızımla gidebiliyorum, beraber her şeyi yapabiliyoruz. Gerçi artık dört yaşında olduğu için çok daha kolay ama ben doğumdan iki ay sonra da istediğim yere götürdüm. Bizim için bir engel değildi. 





 Bir blog sitesinde yazmaya başladın. Peki ne oldu da kendi alan adını alıp işi büyütmeye karar verdin? 

 Açıkçası öyle bir şey olmadı. :) Bana kendi alan adım daha doğru geldi o zaman o yönde de devam ettim. Ama şu an kendi ad-soyadımdan oluşan bir alan adı alır mıydım bilmiyorum.



 Kendi siteni kurmanın ve yönetmenin sana avantajları ve dezavantajları oldu mu?


Bir önceki cevabımın açılımı oldu aslında bu soru. Ad-soyad dan oluşan alan adım evet tanınmak için güzel, sokakta bir sürü insanla karşılaşıyorum bu şekilde. Beni takip edip adımı da bildikleri için tanımak daha kolay oluyor onlar için. Bu avantajı. 
Ama dezavantajı da var. O da iş hayatında da aynı şekilde sizi blogdan tanıyan insanlarla karşılaşabiliyorsunuz ve iş yaşamında insanın işten farklı bir hobi-işi olabileceğine insanlar pek alışık değil. Farklı algılanabiliyor.


Beğenerek takip ettiğin bloglar var mı? İsim alabilir miyiz? 


Çok var, blog listeme ve instagram da takip ettiklerime bakabilirsiniz :)



Yakın zamanda gerçekleştirmek istediğin bir proje veya anlaşma var mı? 

Şu an için yok.


Yeni bloggerlara başarılarına ve tecrübelerine dayanarak birkaç tavsiye verebilir misin?

Verebileceğim tek tavsiye henüz hiçbir şey yapmadan "spam yorum" tarzında "blogumu takip edin, beklerim" gibi şeyler yazmasınlar. Evet artık binlerce blog var ve aralarından sıyrılmak zor ama emin olun güzel şeyler yaparsanız ve biraz farklıysanız mutlaka fark edilirsiniz. Önce gerçekten blogunuzla ilgilenin, araştırın, fotoğrafların daha iyi olması için uğraşın mesela.





-- Gelelim bloggerlara özel köşemize --

-En sevdiğin şehir? 
İstanbul

- En çok sevdiğin yemek? 
Kıymalı pide

- Olmazsa olmaz dediğin bir şey? 
Küpe

- Asla giymem dediğin bir kıyafet?
 Çok mini, çok dekolte veya çok dar kıyafetler olabilir.

- En rahat hissettiğin mekân? 
Evimin Salonu

- Sinirlendiğinde/sıkıldığında yaptığın şey? 
Örgü ve Dikiş

- En sevdiğin renk? 
Pempe

- En favori günün? 

Pazar

------


Laçin Tenel'e Teşekkürler :) 

********************************************************************

Umarım Keyifle okumuşsunuzdur. :)
Mutlu hafta sonları..

Gülnaz Aksu