dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2014 Perşembe

| TWİTTER PARODİLERİNDEN | ZEYNEP YILMAZ (@zeynep_gb) RÖPORTAJI



Öncelikle merhaba :)

Arayı biraz açmışım sanki,son yayın  tarihini görünce fark ettim.
E iş güç, yenilikler, uğraşlar derken (fazla olmasa bile) biraz ara vermiş olabilirim. Ama bu sürede de boş durmadım tabi ki. 
Bayram öncesinden beri çeşitli bloggerlar ve fenomenlerle iletişim içerisindeyim. 
Kabul edenlere sorular hazırladım, sorularımı cevaplayanların post hazırlıklarını yaptım. 
İşte şimdi de buradayım. :)


Şimdi gelelim postumuza...

*****




Efendim, özellikle twitter aleminin dev merak ettiği kişiyle,bir twitter fenomeni olan Parodilerin Kraliçesi Zeynep Yılmaz (@zeynep_gb) ile kısa bir röportaj yaptık.

Aslında mailime biraz daha erken dönüş yapmış olsaydı bu postu dizi bitmeden önce yayınlayacaktım ama işlerinin yoğunluğundan maile pek bakmadığı ve röportaj teklifimi geç gördüğü için postta bu zaman kaldı. Yine de zaman ayırıp kabul ettiği, cevapladığı,hem de çok kısa bir süre içinde dönüş yapıp samimiyetiyle de cezp ettiği için çok teşekkür ederim kendisine.


Bir parodi hesap olarak dizi bittikten sonra teklifimi kabul etmeye de bilirdi ama O, “teklifin hala geçerliyse istediğin zaman yaparız” diyecek kadar sıcakkanlıydı. Galiba o doğuştan bir Zeynep Yılmaz’dı. :)

Şimdi röportaja geçeyim,siz bunu okurken ben diğer röportaj sorularımı hazırlayayım… :)

Her ne kadar bir parodiye soru hazırlamak beni biraz zorlasa da,ben keyifle hazırladım sorularımı. O’nun verdiği cevapları da keyifle okudum.
Umarım siz de keyifle okur,beğenir,gülümsersiniz.

"Aman canım dizi bitti Zeynep mi kaldı artık,ben okumam" demiyorsanız ( -ki siz demiyorsunuzdur eminim) buyurun okuyun röportajımı. :)



***************



Aslında dizi bitmeden önce yapmış olsaydık bu röportajı seninle, Zeynep Yılmaz'a sorular soracaktım ama şimdi biraz daha özel şeyler sormak istiyorum izninle.

İnsanlar seni çok merak ediyor. Yakın çevreme Zeynep Yılmaz (@zeynep_gb) ile röportaj yapacağım dediğimde sana sormam için ardı ardına sorular sıraladılar.İlk olarak seni biraz tanıyabilir miyiz?

İsmimi vermeden temiz temiz ilerleyeyim en iyisi :) İstanbul’da yaşıyorum. 27 yaşındayım, üniversiteyi bitireli tam 5 yıl oldu (vay be).  Şu an freelancer olarak çalışıyorum.


Nereden aklına geldi bir parodi hesap açmak?

Parodi hesap açmak benim aklıma gelmemişti. Uzun süredir konuşmadığımız @syrkerem’in aklına gelmişti.


Peki bu yola " bir parodi açacağım " diye mi çıktın yoksa tamamen Zeynep Yılmaz olmak için mi?

Dediğim gibi, fikir babası ben olmadığım için, @syrkerem’in yazarının “böyle bir dizi var,  roleplay yapsak eğlenceli olur” fikriyle giriştim bu işe. Hatta benim dizinin varlığından haberim bile yoktu ve sanırım ben diziye başladığımda televizyonda 3.bölüm dönüyordu. İlk başta ikimiz olduğumuz ve ana karakterler Kerem ve Zeynep olduğu için o Kerem’i yazmaya karar verdiğini söylediğinde ben de Zeynep’e yöneldim.



 Artık yeni bir dizi yayın hayatına başladığı zaman, hemen karakterlerin parodileri çıkıveriyor.Bir tane de değil üstelik,birden fazla.Güneşi Beklerken de de öyle oldu,bir sürü parodi var Twitter'da. Ama içlerinden en çok sevilen ve beğenilen parodi grubu sizinkiler. Melisiyle,Akseliyle,Canıyla... Ve dahasıyla... Bende en çok Can ve senin twitlerine bayılıyorum. Bunu nasıl başardınız sence?

Can’ın tweetlerini ben de seviyorum ama favorim Melis’in tweetleri. Tam parodi gibi parodi olan esas o. Dizideki Melis karakteri dramdan drama sürüklenirken, Twitter’daki parodinin tweetlerinin tadı tam o zaman çıkıyor. Bence bizim en büyük şansımız sosyal medyayı iyi kullanan bir dizi ekibine denk gelmiş olmamız oldu. Bunun dışında yaş faktörünü de unutmamak lazım tabi :)


 Çok içten ve samimi yazıyorsun.Sanki uzun zamandır bir Zeynep Yılmaz'mışsın gibi. Özel bir uğraş mı yoksa spontane olan bir şey mi?

Teşekkür ederim :) Zeynep Yılmaz bir parçam haline geldi resmen. Kendi twitter hesabımdan önce Zeynep’in hesabına bakıyordum. Çoğunlukla spontane gelişiyordu. Tabi arada (sonra paylaşılmak üzere) akla gelen esprileri not edip kullandığım çok olmuştur.




 Samimi olduğun kadar yaratıcısında. Nereden geliyor bu özellik ya da yetenek? Artık adı neyse bunun. :)

Kendimi bildim bileli insanları hep güldürüyorum -ki kendimde sevdiğim yegâne özelliğim de bu sanırım.  Kitap okumak, film izlemek, gündemi takip etmek ve iyi gözlem yapabilmek önemli diye düşünüyorum.


 Parodisi olduğun karakteri canlandıran kişi, Hande Doğandemir tarafından takip ediliyorsun,hatta dizi ekibinden diğer kişiler tarafından da. Takibe ilk başladıklarında neler hissettin?

Çok mutlu olmuştum. Sen az ya da çok bir emek ve vakit harcıyorsun sonuçta. Birilerinin seni takdir ediyor olması güzel bir his.  Benim kedi düşkünü bir insan olduğumu bilmeyen takipçi kalmadığı için, dizide Zeynep’in Şirin’i sahiplenmesiyle bana ufak bir selam çakılması beni inanılmaz mutlu etmişti. Ayrıca GB bu konuda benim gözümde diğer dizilerden bu yüzden farklıdır ve bence bundan sonra diğer dizi senaristleri ve oyuncular onların izinden giderek, kendi dizilerinin parodilerini takip etmeye başlayacaktır.



 Beğenilmek, hele ki böyle önemli kişiler tarafından beğenilmek,nasıl bir duygu?

Güzel bir duygu :)
Birileri senin attığın tweetlerle gülüyor, mutlu oluyor. Bunu bilmek bile insanı başlı başına mutlu etmeye yeter de artar.


 İnsanlar senin hesabına bir ara Hande Doğandemir'in yazdığını söylüyorlardı,daha doğrusu senin Hande Doğandemir olduğunu iddia ediyorlardı. Nasıl oldu da insanları bu düşünceden uzaklaştırdın?

Parodi hesap yazmak yani caps’li, video’lu düşünülmüş şeyler paylaşmak istiyorsan, aslında çok vakit alan bir şey. Sadece tweet atmak tabii ki zor değil. E Hande Doğandemir’in haftada 6 gün, günde 18 saat çalıştıktan sonra bir de oturup caps’lerle videolarla uğraşmayacağından ötürü anladıklarını umuyorum :)





 Ben aslında senin özel hayatında biraz da olsa Zeynep gibi şeyler yaşadığını düşündüm bir dönem. Var mı öyle bir durum?


Lisedeyken, Barış-Kerem’in arkadaşlık ilişkisine sahip iki yakın arkadaşın aynı zamanlarda benden hoşlanması ve birbirlerine söylememesi gibi Zeynep’in de büyük karın ağrılar çekmesine sebep olan olayın ucundan dönmüşlüğüm var sadece :)


Dizinin final günü takipçilerine bir veda yazısı twitledin. Gerçekten veda mı edeceksin yoksa Zeynep olmaya devam mı? Yoksa hesap duracak ama twit atılmayacak mı?

Dizi bittikten sonra özellikle tweetleri görsellerle süslemeyi seviyorsan, insanın eline malzeme geçmesi imkansız olur. Dizi mutlu sonla bitti, ben de Zeynep Yılmaz’ı mutlu bir şekilde bitirdim. Büyük ihtimalle hesap öylece durur, çok özlemini çekersem belki arada mutlu, evli, çocuklu Zeynep Sayer olarak tweet atarım.





 Artık ismin Zeynep Sayer. Bu isim hep mi böyle kalacak yoksa ileri de başka karakter de olabilirim mi diyorsun?Mesela başka bir diziden başka bir karakter parodisi yada Hande Doğandemir'in yeni karakterinin parodisi?

Şimdilik ismim sanırım Zeynep Sayer olarak kalacak. Açıkçası tekrar bir parodi hesabı yazacak vakit ve heyecanım olacağını çok sanmıyorum. Tabi bunların hepsi şu anki düşüncelerim. Belki dediğin gibi Hande Doğandemir’in bir sonraki karakterinin parodisi de olabilirim.


 Biraz da Hande Doğandemir ile olan samimiyetinden bahsedelim. Ne derece yakınsınız? Yani arada buluşup,sohbet ediyor musunuz?

Olması gerektiği kadar yakınız. Aramızda güzel bir iletişim var. Zaten çok tatlı bir kadın, ortak zevklerimiz olduğunu gördüğümde daha da yakın hissediyorum kendimi ona. Sohbet ediyoruz ama benim de işlerimin yoğunluğu ve tabii ki en çok onun işlerinin yoğunluğundan buluşmaya vaktimiz olmadı henüz. Dizinin bitmesiyle yakın zamanda bu döngüyü elbet kıracağız.


-Geldik röportajın sonuna.. Benim unuttuğum,senin bahsetmek istediğin bir şey var mı?

Pek yok sanırım :)


Teşekkürler... :)
Ben teşekkür ederim. :)


***************


Sürc-i Lisan ettiysem Affola… :)


28 Temmuz 2014 Pazartesi

Dizilerde Tretman Eksikliği



Merhaba .. 
İyi Bayramlar diyeyim öncelikle... :)
Umarım bayramınız iyi geçiyordur. Sevdiklerinizle,mutlu mutlu...
Aman aman, Allah bozmasın, daim etsin inşallah.. :)



*****



Bugünün post konusu dizilerde tretman eksikliği... 
Bildiğimce, dilimin döndüğünce bahsetmek istedim bu konudan...
Yanlışım varsa affola şimdiden...




Dizi sektörü aldı başını gidiyor. 

Kış sezonu olabildiğince yoğundu. 
Bitenler... Başlayanlar... Asılı kalanlar... Sağ çıkanlar... 
Yaz sezonuna beklediğim kadar yoğun başlamadık açıkçası. Daha natural daha fresh giriş yaptık. 

Bu ağır almanın sebebi yeni sezona hızlı gireceğimizin bir sinyali de olabilir,kim bilir.
Nitekim de öyle olacak gibi. Şimdiden sezona giriş yapacak dizilerin listesi aldı başını gidiyor. 
Allah çalışanlara kolaylık,izleyenlere sabır versin. Çünkü bir çok diziler çakışacak ve bu iş (en azından benim için) büyük sıkıntı yaratacak. Ay bir de benim okulum,işim,derslerim,sınavlarım var ki.. Bunun arasına onca filmi onca diziyi nasıl sığdıracağım hiç bilmiyorum... 
Bakalım,kısmet. :)




Farkındaysanız biten dizilerin çoğunun temelinde sorun var.. Yani yanlış anlaşılmasın ama iskeletinde bir eksiklik var. Bunu hiç dizi izlemeyen,bu konuda hiç bilgisi olmayan insanlar bile anlayabilir.
-Ki ilk farkeden ben değilim... Bu konuyu twitterda @raninimanini dile getirmişti,ben de tretman eksikliği olduğunu düşünüyordum ve Ranini'den sonra yüz bularak ve belki de haddim olmayarak bu konudan bahsetmek istedim.

Şöyle düşünün bir bina yapıyorsunuz, dört dörtlük yapısı var,dışı kız gibi, kullandığınız malzemeler son model fakat, temeli çürük. 

O binadan ne hayır görebilirsiniz. 
O bina ne kadar süre ayakta kalabilir? 

Öncelikle mimarı sağlam olmalı ki çizimler kaliteli olsun,çizimler önemli, çizim bir binanın iskeletidir, sonra çalışanları, işçileri. Daha sonra malzemeleri sağlam olmalı ki  binanın temeli de otursun. Değil mi?

Diziyi de bir bina olarak düşünün...
Her şeyi ama her şeyi önemli.. En ince ayrıntısına kadar..
Yönetmeni,senaristi,yazılan senaryosu,ekibi,asistanları,kameranları,sesler,mekan seçimi... Hepsi..

Ama en önemli çizimi... Yani iskeleti.. Yani tretman !

Tretman bir dizide en önemli şey bence. Düşünsenize iskeletsiz bir binayı. Az önce anlattık nasıl sonuçlarla karşılaşabileceğimizi.




"Tretman ne ki" diye soranlara;

Sinopsisin biraz uzunu,senaryonun biraz kısasıdır. Daha açık bir dille söylemek gerekirse;
En fazla 20-25 sayfalık bir metindir -ki bunun 70-75 sayfa olabileceğini de söylerler. Dizi de neyin nasıl anlatılacağını açıklamaya yönelik bir metindir. Temelinde çok fazla ayrıntıya yer verilmez ama birkaç replik barındırabilir. Dizinin veya filmin nasıl başlayıp nasıl biteceğine yönelik ayrıntılar içerir. Şimdiki zamanda ve üçüncü kişi ağzıyla yazılır olaylar. Ayrıca dizide önemli karakterlerin betimlemesi ve karakterler arası ilişkiyi de anlatır.

Aslına bakılırsa senaryo ve tretman birbirinden farklı,ayrı şeyler değil. Tretman, senaryonun iskeleti ve dediğim gibi iskelet ne kadar sağlam olursa,senaryo da o kadar güçlü olur.

Yani kısaca;
Tretman projeyi yapımcılara ve ajanslara pazarlama metnidir.




Bilemiyorum.. Yani kimseye yargısız infaz yapmak istemem ama günümüz dizilerinin bir çoğunda tretman eksikliği görüyorum ben nedense. Tabi ki herkes yazmak zorunda değil ama yazılmadığı zaman da biraz havada kalıyor hissi verdi diziler bana,sonuçları da maalesef tam olarak beklediğim gibi oldu.
Ya erken final yaptılar... Ya da "erken" finale bile değer bulunmadılar... 
İsimlerini tek tek saymama gerek yok sanırım... 
Biten,yayından kaldırılan birçok dizinin nasibi tretman eksikliği değil de neydi??




Ben bir izleyici ve çaylak bir yorumcu olarak bunu gözlemlediysem profesyoneller neleri görmüştür siz düşünün...



Bu konu da bahsetmek istediğim bu kadar... 
Kısa oldu ama anlaşılır olmuştur inşallah.



Tek ricamdır;
Senaristler "tretmansız asla olmaz" desin...
:)


*****

Sürc-ü Lisan ettiysem affola..











26 Haziran 2014 Perşembe

Çarşamba Günlerinin Yeni Fenomeni "GÜZEL KÖYLÜ"



Eveeet...

Sıcaktı soğuktu yağmurdu fırtınaydı güneşti derken haziran sonuna doğru ancak yaz mevsimini de tam olarak getirdik. :)

Birçok dizide her sene olduğu gibi tatile girdi. Kimisi de final yaptı.
Hal böyle olunca ne yapmak lazım,gidenin yerini doldurmak lazım.

Star TV, çarşamba akşamlarına Muhteşem Yüzyıl ile soluk keserken diziyi sezon sonunda bitirdi ve yaz sezonuna eğlenceli bir işle giriş yaptı.
Hatta iki işle giriş yaptı. 
Kaçak Gelinler pazartesinin kahkaha makinası olmaya aday hatta adaydan da öte pek bir gönüllü. :)

Çarşamba günleri için ise Güzel Köylü'yü hazırladı Star TV.

25 Haziran  yani dün akşam yayın hayatına başlayan Güzel Köylü aynı zamanda da reyting yarışına girdi ve sıkı rakibi Kanal D 'nin dizisi olan  Ankara'nın Dikmen'i ni sollayarak hem totalde hemde AB izleyicisinde birinciliğe oturdu.


Sizi bilemem ama ben izlediğim dizileri dinlediğim müzikleri başkaları da izleyince/dinleyince başkalarının da onun hakkında konuştuğunu duyunca hatta fenomen denilecek kadar çok tutulunca o kadar çok seviniyorum ki sanki benim işim, yatırımı ben yapmışım gibi.  
Anlatamam... 
Anlayamazsınız... :) :)

Yapımı,çekimi,senaryosu ve tabiki kadrosu sıkı gibi geldi bana gayet oturmuş gördüm izleyici gözüyle diziyi ilk bölümde. Umarım devamı da böyle olur,izleyicisi de dizinin kendisi de.
Tek sorun süresiydi. O kadar uzundu ki hatta tekrara bile gitmedi.Neyse ki o kadar kusur kadı kızında da olur. :)

Amaa...

Gelgelelim bu izleyici kitlesi yapımı,çekimi,senaristi için ekranlara kilitlenmedi maalesef ki. Gönül isterdi ki tam tersi olsun ama sektörde işler pek öyle ilerlemiyor. :)




Dizinin başrollerinde usta oyuncuların yanı sıra bir esas kızımız ve esas oğlanımız var. Yani Gizem Karaca ve Berk Cankat.

Gerçekçi olmak gerekirse yukarıda bahsettiğim tam olarak buydu. İzleyicinin % 80-90 'ı sıkı birer Gizem Karaca veya Berk Cankat hayranları oldukları için reklamlarda bile kanalı değiştirmediler. :)  



Diğer % 'si ise rastgele, diğer dizinin reklamında,iki maç arası boşlukta ya da sadece gülmek amacıyla izleyen kesimdir ki olsun. 

Öyle olsun... 
Onlarında kumandaya basan parmakları,izleyen gözleri,gülen yüzleri sağ olsun.. :)





Şimdi " Sen bu yüzdenin neresindesin? " diye soracak olursanız eğer... 

Efendim ben bu % 'nin 80-90'lık kısmında Berk Cankat için bulunuyorum. :)  



Aaa yoo yooo fanı değilim oyunculuğu ve mimikleri çok hoşuma gidiyor ama bi ara " Güzel köylü derken Gizem yerine Berk'ten bahsetmiş olabilirler mi? " diye bir soru sormuşluğum da var. :) :)




Şaka bir yana Berk Cankat'ı ve Gizem Karaca'yı bir komedide izlemek gerçekten iyi oldu.
O kadar yakışmışlar ki komediye, bir an için  eski işlerini düşünüp " Onlar aslında hiç olmamış yeaa. " derken buldum kendimi.

Yok yok. Bu da şakaydı. :) Ben onları da çok severek izledim... 

Eve Düşen Yıldırım'ın Muazzez'ini de Sana Bir Sır Vereceğim'in Savaş'ını da :) :)




Neyse bu yazı da bu kadar yeter sanırım.

Son olarak;
İlk bolÜm izleyicisinin daimi olmasını,katlanarak artmasını,yayında ve yapımda geçen emeklerin boşa gitmemesini diliyorum. 
Umarım uzun soluklu ve bitince de değerli hatırlanan bir iş olur...




***
Gülnaz Aksu